Fethullah Gülen Hocaefendi'nin vaazlarından derlenerek 2 cilt halinde neşr edilen İnancın Gölgesinde isimli kitabın 1. cildinde Allah'ın birliğinin delilleri, ruh, melek, cin, şeytan ve kader gibi konular ele alınıyor. Bu bölümde toplam 65 başlık bulunmakta.
Fethullah Gülen Hocaefendi'nin vaazlarından derlenerek 2 cilt halinde neşr edilen İnancın Gölgesinde isimli kitabın 2. cildinde Peygamberimiz, Kur'an ve tebliğ gibi konular ele alınıyor. Bu bölümde toplam 20 başlık bulunmakta.

Şu hâlde, başta şeytan olmak üzere, bütün cin taifesinin insanlara zarar verebilecek şekilde yaklaşarak, maddî-mânevî tahribata yol açabilmeleri mümkün görünmektedir. Şeytanın yaklaşmasını, açtığı yaraları ve bunlardan korunma yollarını inşâallah bir sonraki mevzuda ele alacağız.

Bu tehlike karşısında da hemen irade karşısına çıkar ve terazinin karşı kefesine binerek, "Hayır, mükellefsin ve mesulsün! Evet, iman ve kullukla mükellef olduğun gibi, yaptığın bütün kötülük ve işlediğin bütün mâsiyetlerden de mesulsün ...

Bu hususta ileri-geri söz söyleyenler, hiçbir şey okumamış ve düşünmemiş kimselerdir. Eğer, "Megâzî" ve "Siyer"e azıcık bakmak zahmetine katlansalardı, kendilerini küçük düşürecek böyle bir soruyu sormayacaklardı.
Allah'ın Varlığına İcmâlî Birkaç Delil
Varın ispatı yokun ispatından her zaman daha kolaydır. Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz.
Okuyun
Ölüme Çare Bulunamayacaktır
Bu bakımdan, bazılarının ölmüş görülen veya zannedilen bir vücudun hayata döndürüldüğünü söylemeleri, esasen çalıştığı hâlde sesi duyulmayan cihazın ses düğmesine dokunmaktan öte bir mânâ ifade etmemektedir.
Okuyun
Ruh, Cesetten Nasıl Çekilip Alınır?
Herkes, ölürken başka bir şey hisseder.. ve hiç kimse, hissettiği şeyi ifade etme fırsatı bulamadığı için, kimin ne hissettiğini şimdiye kadar öğrenmek de mümkün olmamıştır. Ne var ki, yine de umumî bazı şeyler söyleyebiliriz:
Okuyun
Hicretin 4. senesinde de bu tür manevralar devam etti. Bu arada, Enmâr ve Sa'lebe kabileleri Medine'ye taarruza karar vermişlerdi ki, hâdiseden haberdar olan Allah Resûlü, yanına aldığı 400 kişiyle Zâtü'r-Rikâ' denilen yere geldi. Ancak Enmâr ve Sa'lebe kabileleri, Müslümanların geldiğini duyunca kaçıp inlerine sığınmışlardı.. dolayısıyla da harp olmamıştı.[1] Ancak bu da Müslümanlar adına zafer hanesine işlenen gazalardan biriydi.
Hemen bu hâdiseden sonra Müreysî veya Mustalikoğulları Gazası vukû buldu. Müreysî, Medine'ye 9 konak mesafede bir yerin adıdır. Burada oturan müşrikler, Mekke müşriklerinin iğfaline kapılarak, Medine'ye hücum etmeye karar vermişlerdi. Allah Resûlü, Büreyde b. Husayb ile haberin doğruluk derecesini tetkik etti. Gelen haber, Büreyde tarafından da tasdik edildi.
Bunun üzerine Efendimiz, bunların üzerine bir sefer düzenledi. Müşrikler, Müslümanların gelişinden haberdar olunca kaçtılar. Sadece bir kısmı toparlanarak Allah Resûlü'nün karşısına çıktı ve yapılan savaşta Müslümanlar tarafından mağlup edildiler. Bu karşılaşmada, bir kişi dışında Müslümanlardan kimseye bir şey olmamış, karşı taraftan ise 10 kişi ölmüştü. Medine'ye dönülürken de 600 esir, 2000 deve ve 5000 küçükbaş hayvanla dönülüyordu. Böylece Allah Resûlü, zaferler zincirine birini daha eklemişti.[2]
Bu gazadan dönüşte, bazı münafıklar, hem ganimetten istifade etmek, hem de Müslümanların arasına nifak sokmak için Müslümanların içine sızdılar. Hatta bir kuyudan devesini önce sulamak hakkı kendisine ait olduğunu iddia eden, ensar ve muhacirînden iki kişi arasında çıkan küçük bir kavgadan istifade etme yolunu bile denemek istediler. Ve yine bu münafıklar, iffeti âyet ile sabit ve huriler kadar afîfe Âişe Anamız'a (radıyallâhu anhâ) malum iftirayı, bu gazadan dönerken attılar.[3] Ve yine bu gazadan dönerken Abdullah b. Übey b. Selûl -ki münafıkların reisidir- "Medine'ye döndüğümüzde azîzler zelîlleri oradan çıkaracak!" demiş, kendisini azîz, Efendimiz'i ve Müslümanları ise -hâşâ- zelîl olarak vasıflandırmıştı.[4] Ancak bu münafığın oğlu büyük sahabi Abdullah (radıyallâhu anh), tam Medine'ye girileceği zaman, "Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) azîz ben ise zelîlim, demedikçe seni Medine'ye sokmam!" demiş, babasına, Efendimiz'in, izzetini ikrar ettireceği âna kadar onu Medine'ye sokmamıştı.[5]
[1] İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-kübrâ, 2/61.
[2] el-Vâkidî, Megâzî, 1/404-410; İbn Sa'd, et-Tabakâtü'l-kübrâ, 2/63-64.
[3] İbn Hişâm, es-Sîratü'n-nebeviyye, 4/260-274; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-nihâye, 4/160-164.
[4] Buhârî, menâkıb 8; Müslim, birr 63.
[5] Humeydî, Müsned, 2/520; Kurtubî, el-Câmiu li ahkâmi'l-Kur'ân, 18/129; Heysemî, Mecmeu'z-zevâid, 9/317-318.


Nasıl bulacaklar?
Avrupa, bugün ekonomik durumu itibarıyla içten ve dıştan refah seviyede olması, kendisini tehdit eden çok ciddî hususların bulunmaması vs. parlak yanlarıyla...
Konumu kabûl
İnsanların duygu ve düşüncelerini hesaba katmadan, en azından 'insan olmaları' asgarî müştereğinden hareketle, kendi konumlarında kabul edilmeleri şarttır.
Nasıl anlaşılmalı?
Teveffâ fiili, 'vefat ettirme ve hıfz, inayet, kelaet ile eksiksiz ve kusursuz bir biçimde koruma' diye terceme edebileceğimiz iki ayrı mânâya gelir.
Kudret yurdu Cennet
Kudret yurdu olan ahirette, her nimet insana 'Allah' dedirttiği gibi, bu nimet de yine insanlara Allah'ı hatırlatacak ve 'Allah' dedirtecektir.