Büyüklük
image image
İnancın Gölgesinde-1

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin vaazlarından derlenerek 2 cilt halinde neşr edilen İnancın Gölgesinde isimli kitabın 1. cildinde Allah'ın birliğinin delilleri, ruh, melek, cin, şeytan ve kader gibi konular ele alınıyor. Bu bölümde toplam 65 başlık bulunmakta.

İnancın Gölgesinde-2

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin vaazlarından derlenerek 2 cilt halinde neşr edilen İnancın Gölgesinde isimli kitabın 2. cildinde Peygamberimiz, Kur'an ve tebliğ gibi konular ele alınıyor. Bu bölümde toplam 20 başlık bulunmakta.


Fethullah Gülen: İnancın Gölgesinde-1: Cinler ve Hastalık

Cinler ve Hastalık

Şu hâlde, başta şeytan olmak üzere, bütün cin taifesinin insanlara zarar verebilecek şekilde yaklaşarak, maddî-mânevî tahribata yol açabilmeleri mümkün görünmektedir. Şeytanın yaklaşmasını, açtığı yaraları ve bunlardan korunma yollarını inşâallah bir sonraki mevzuda ele alacağız.

Okuyun

Fethullah Gülen: İnancın Gölgesinde-1: Kader ve İrade, Neden Altı İman Esası Arasına Girmiştir?

İmanın Altı Esasından

Bu tehlike karşısında da hemen irade karşısına çıkar ve terazinin karşı kefesine binerek, "Hayır, mükellefsin ve mesulsün! Evet, iman ve kullukla mükellef olduğun gibi, yaptığın bütün kötülük ve işlediğin bütün mâsiyetlerden de mesulsün ...

Okuyun

Fethullah Gülen: İnancın Gölgesinde-2: Peygamberimiz'in Çok Kadınla Evlenmesindeki Hikmetleri İzah Eder misiniz?

Çok Kadınla Evlilik

Bu hususta ileri-geri söz söyleyenler, hiçbir şey okumamış ve düşünmemiş kimselerdir. Eğer, "Megâzî" ve "Siyer"e azıcık bakmak zahmetine katlansalardı, kendilerini küçük düşürecek böyle bir soruyu sormayacaklardı.

Okuyun

Delil, Ölüm ve Ruh

Fethullah Gülen: İnancın Gölgesinde-1: Allah'ın Varlığına İcmâlî Birkaç DelilAllah'ın Varlığına İcmâlî Birkaç Delil

Varın ispatı yokun ispatından her zaman daha kolaydır. Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz.
Okuyun

Fethullah Gülen: İnancın Gölgesinde-1: Ölüme Çare BulunamayacaktırÖlüme Çare Bulunamayacaktır

Bu bakımdan, bazılarının ölmüş görülen veya zannedilen bir vücudun hayata döndürüldüğünü söylemeleri, esasen çalıştığı hâlde sesi duyulmayan cihazın ses düğmesine dokunmaktan öte bir mânâ ifade etmemektedir.
Okuyun

Fethullah Gülen: İnancın Gölgesinde-1: Ruh, Cesetten Nasıl Çekilip Alınır?Ruh, Cesetten Nasıl Çekilip Alınır?

Herkes, ölürken başka bir şey hisseder.. ve hiç kimse, hissettiği şeyi ifade etme fırsatı bulamadığı için, kimin ne hissettiğini şimdiye kadar öğrenmek de mümkün olmamıştır. Ne var ki, yine de umumî bazı şeyler söyleyebiliriz:
Okuyun

Allah Resûlü'nün Getirdiği İklim

Allah Resûlü'nün, yarınları bugün gibi, hatta avucunun içi gibi görmesi, O'na has bir keyfiyetti. Hudeybiye'den çıkardığımız o büyük ders de işte budur. Allah Resûlü öyle yeni, taze düsturlar ortaya koymuştur ki, zamanın yaşlanıp değişmesine mukabil bu düsturlar hep taze kalmakta hatta daha gençleşmektedir.

Allah Resûlü Allah tarafından bir kısım dinî disiplinler ve prensiplerle ortaya çıkmış ve kendi asrında bunları o asrın insanına tebliğ ve talim etmiştir. Onlar da bize kadar bu meseleleri ulaştırmışlardır. Bütün geçmişlerimizden Allah (celle celâluhu) ebeden razı olsun! Bir kadirşinaslık ifadesi olarak bu mevzuda Kur'ân bize şunu talim eder:

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَِلإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِاْلإِيمَانِ وَلاَ تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلاًّ لِلَّذِينَ آمَنُوا

"Allahım, bizi mağfiret eyle, Allahım, bizden evvel bu işe omuz vermiş, bu davayı göğüslemiş, şimdiye kadar bu işi getirmiş ne kadar selefimiz ve geçmişimiz varsa hepsini de mağfiret eyle.. ve inananlara karşı kalblerimizi gıll ü giştan koru."[1]

Ta sahabe-i kirama kadar dillerimizde bu, bir kadirşinaslık ifadesidir. Her mezarın başında durup Fatiha okuduğumuzda bu kadirşinaslığı ifade etmeye çalışırız. Seleflerimiz bugüne kadar, tahminlerin üstünde bir performans sergileyerek, Allah Resûlü'nün arkasından birbirini takip eden bir sürü devlet kurmuşlardır. Bir Batılı diyor ki: "Hz. Muhammed çok büyüktür." Neden? Çünkü ortaya attığı düstur, prensip ve disiplinlerle, yüze yakın devlet kurulmuş, pek çok medeniyetin mimarı olunmuş, dünyanın dört bir yanına ordular gönderilmiş ve bu ordular, başlarındaki liyakatli insanlarla her gittikleri yerden başarıyla dönmüşlerdir. Hatta bu yerlere sadece birer fatih olarak değil aynı zamanda birer ilim meşalesi gibi gitmişler ve dünyanın dört bir yanında ilim ocakları tüttürmüşlerdir.

İşte Bağdat, işte Orta Asya'da düşmanlarımızın yıkmalarına rağmen, hâlâ yıkıp bitiremedikleri mâbedlerimiz, külliyelerimiz, şifahanelerimiz, camilerimiz ve işte muhteşem Endülüs! İlim ve sanat dâhilerini hayretten hayrete sevkeden bütün kadim âsârıyla.. kültürü ve sanatıyla.. ahlâkı ve insanlığın müşterek değerlerine saygısıyla! Beş yüz senelik gaddar bir zaman cenderesinde ufalana ufalana yok edilme kertesine geldikten sonra bile bu bakiye-i mağdure karşısında ürpermemek kabil değil.

Bir de onlara sanatçı, estetiğe vâkıf münsif düşünürlerin gözleriyle bakılabilse... Kim bilir ne harika şeyler sezilecek ve ne ledünnî duygulara ulaşılacaktır!

Evet, O'ndan sonra ve O'nun izleri üzerinde binlerce ilim yuvası kurulduğu, yüzbinlerce ilim ve sanat adamı yetiştiği gibi, O'nun getirdiği sistemi temsil eden yüzlerce devlet kuruldu. Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Harzemiler, Karahanlılar ve şanlı Osmanlı Devleti bunlardan sadece birkaçı...

İslâm dini, Hıristiyanlıkla mukayese edilmemelidir. Hıristiyanlık hiçbir zaman kiliseyi aşamadı. Devlet, ya teokratik idare dediğimiz papazların kafalarından çıkan içtihatlarla veya materyalist insanların kafalarından çıkan dünyevî prensiplerle idare edildi. Ama Hz. Muhammed'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mesajı ve dini öyle değildi. O, kitap ve Sünnet'in canlı, derin, âlemşümul, içtihada açık, tecdit derinlikli esasları üzerine kuruldu ve devam etti. Onun ikliminde zaman değişiyor, suret değişiyor, mânâ ve muhteva bâki kalıyordu. Bu dünyada medeniyetlerin, devletlerin biri batıyor, arkadan bir başkası doğuyor ve devamlı güneşler kol geziyordu.

Evet, meselâ, daha biri bitmeden öbürü hemen zuhur ediyor: Selçuklular kendi devirlerini, fonksiyonlarını tamamlar tamamlamaz, Allah (celle celâluhu) Söğüt'ün bünyesinde, ileride kelebek olup ışığa koşacak yeni bir Yusufçuk yetiştiriyordu. İpek böceği kelebek oluyor, kelebek üveyikleşiyor, üveyik de tavuslaşıyor ve Muhammedî semalarda şehbal açıyor, uçuyordu.. arızasız, eksiksiz; tabiatın içinde varlıkla bütünleşerek.. yeryüzünde Allah'ın halifesi olma televvün ve derinlikleriyle.

Evet, bu mânâ ve muhtevada büyük küçük yüzlerce devlet hep O'nu temsil ettiler, "Senden medet alıyoruz, medet ey Sultan-ı Rusül!" dediler. Ve Hz. Muhammed'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) o semavî sofrasından istifade etti, O'nunla şekillendi, O'nunla yapılandılar...

[1] Haşr sûresi, 59/10.

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:




Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!


Efendimiz

1 Mucizeleri inkâr etmek, bir bakıma Allah'ın varlığını, Kur'ân'ın Allah Kelâmı olduğunu ve O Zât'ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) peygamberliğini inkâr etmek demektir ki, aslında böyle bir inkâr, aklı da, düşünceyi de çok çok aşar.

2 Mucizelerin çoğunu, yalan üzerinde birleşmesi mümkün olmayan bir topluluk nakletmektedir. Bazıları ise, bu seviyede bir cemaat tarafından nakledilmese de, diğer sahabilerin buna itiraz etmemeleri, onlara da âdeta aynı rivayet kuvvetini kazandırmaktadır. Bir yerde gösterilen herhangi bir mucizenin daha başka yerlerde de benzerleri veya aynıları gösterildiğinden, hiçbir mucizeyi mucize olarak inkâra yol yoktur.

3 Kur'ân'ın ifadesiyle, gaybı Allah'tan başka kimse bilemez; bir de Allah'ın bildirmesiyle nebiler, resûller, bir de Allah'ın hususî lütufta bulunduğu bazı kimseler bilebilir. Evet, ilerde zuhur edecek hâdiseler hakkında kesin söz söylemek, ancak ve ancak Cenâb-ı Allah'a ait bir iştir.

4 O'nun geçmiş ümmetlere ait verdiği haber ve malumatın hiçbiri, on dört asırdır yapılan ilmî araştırmalar ve arkeolojik kazılarla yalanlanamamış, hatta tam tersine her geçen gün yeni yeni buluşlar ve gelişmelerle doğrulanmıştır.

Fethullah Gülen: İnancın Gölgesinde-1

Fethullah Gülen: İnancın Gölgesinde-2

İstatistik

Üyeler : 1
Yazı : 7031
Web Bağlantıları : 6
Yazı Tıklama Görünümü : 1882068
Şu anda 746 ziyaretçi var

Avrupa'da İslâm

Nasıl bulacaklar?

Fethullah Gülen: Fasıldan Fasıla-4: Avrupa'da İslâm

Avrupa, bugün ekonomik durumu itibarıyla içten ve dıştan refah seviyede olması, kendisini tehdit eden çok ciddî hususların bulunmaması vs. parlak yanlarıyla...

Okuyun

Asgarî Müşterekler

Konumu kabûl

Fethullah Gülen: Fasıldan Fasıla-3: Asgar Müşterekler

İnsanların duygu ve düşüncelerini hesaba katmadan, en azından 'insan olmaları' asgarî müştereğinden hareketle, kendi konumlarında kabul edilmeleri şarttır.

Okuyun

Hz. İsâ'nın Vefatı

Nasıl anlaşılmalı?

Fethullah Gülen: Fasıldan Fasıla-3: Hz. İsa'nın Vefatı

Teveffâ fiili, 'vefat ettirme ve hıfz, inayet, kelaet ile eksiksiz ve kusursuz bir biçimde koruma' diye terceme edebileceğimiz iki ayrı mânâya gelir.


Okuyun

Bir Cennet Nimeti

Kudret yurdu Cennet

Fethullah Gülen: Fasıldan Fasıla-2: Bir Cennet Nimeti

Kudret yurdu olan ahirette, her nimet insana 'Allah' dedirttiği gibi, bu nimet de yine insanlara Allah'ı hatırlatacak ve 'Allah' dedirtecektir.


Okuyun