İki Kutup: Melek ve Şeytan Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Fethullah Gülen   
17.05.2006

Kâinatta her şeyin kendini zıddıyla gösterip, yine zıddıyla hissettirdiğini belirtmiştik. O halde diyebiliriz ki, kâinatta hayırların teşvikçisi ve alkışçısı meleklerin karşısında, bir de şerlerin ve kötülüklerin süsleyicisi ve üfleyicisi şeytanlar vardır ve gereklidir de.

Allah (cc) iyiyi, güzeli, hayrı ve sâlih amelleri seven Mutlak Kemâl ve Cemâl Sahibi'dir. Buna karşılık, yine yaratanı kendisi olmakla birlikte, şerre, kötülüğe asla muhabbet ve rızası yoktur. Kötülüklerin kaynağı, özü, teşvikçisi, süsleyicisi, hayâle vesvese şeklinde sokanı ve irâdesiyle insanı baştan çıkarıp, Allah'ın (cc) şerleri yaratmasına sebebiyet veren zakkum ruhlu bir varlık vardır ki, o da şeytandır. Şeytan, hiçbir şey yaratmaz, yaratamaz. Hayrın da, şerrin de yaratanı Allah'tır (cc). Ancak Allah (cc), şerre ve kötülüğe razı olmadığı gibi, kullarına zulmedici de değildir; yani, kulunun elini kolunu bağlayıp, ona cebrî olarak günah işlettirmez. Allah'ın (cc) selim ve salim fıtratta yarattığı insan, şeytanın hile ve süslemelerine kapılıp, irâdesiyle fıtratını bozar ve kötülük işler; Allah'ın (cc) yarattığı şer de, işte insanın işlediği ve bizzat faili olduğu bu şerdir.

Nasıl bütün iyilikler, ahlâkî güzellikler ve faziletlerle serfiraz insana "Melek gibi" deniyor, öyle de yırtıcılıkta sırtlanları utandıran ve her zaman ahlâkın en kötüsüne açık bulunan hain, sinsi fikirli, zulüm ve tahakkümden zevk alan ve bütün kötülüklerde başı çeken insanlara da "şeytan gibi" denir. Bu benzetme neyi ifade etmektedir? Hayâlî bir yakıştırma mıdır sadece? İnsanlar, kendileriyle hayvanlar arasında bile ortak birçok yönler bulmuşlar ve bunlar, deyimler ve mefhumlar halinde halkın terminolojisine girmiştir. Alexis Carrel'in Avrupa insanı için yaptığı "insan..!" formülünün ne olduğunu bir araştırınız! Ve, Söz Sultanı bir zâtın dediği gibi, asrımızda çokları terzinin elbisede yaptığı ters-yüz ameliyesine tâbi tutulsalar, karşımıza çok değişik şekiller çıkacaktır: Tilkiler, tavşanlar.....lar! Öyleyse Kur'ân'ın, behâim sınıfını dahi geride bırakacak, altların altı ve dört ayaklılardan da aşağı sözüm ona-insanlardan bahis açmasından hareketle, derecesine göre her insanda dış âleme ait ma'kes bulmuş bir mahiyet çizgisi, bir değişim noktası bulunabileceğini söyleyebiliriz. Evet insan, mahiyetinde hayvânî karakterlerden çekirdekler taşır. Veya, tersinden söylersek, her bir hayvan nev'i, mahiyet ve manâsıyla, insanın gelişmiş veya gelişmekte olan bir duygu ve kabiliyetinin temsilciliğini ve teşhirciliğini yapmaktadır. Arslan, insanın cesaretini temsil ediyor; cesur insanlara bu sebeple "Arslan gibi" deriz. Kurt, sırtlan ve benzerleri, insanın saldırgan tarafını tutmuş gidiyor; "Canavar ruhlu insan" diyoruz. Uysal ve mütevazi olanlar, koyun ve kuzuya teşbih olunurlar. Yılan denince, akla hemen zehir ve ağır dilliler gelir. Bülbül için kafiyeler düşmede kalemler dilsiz kalır.. ve insanlık âleminin bülbülü ise, Hz. Muhammed Mustafa'dır (sav).

Atı çok severiz. Atın yurdu, yuvası, evi barkı ve istirahat edeceği bir döşeği yoktur. Dur durak bilmez, yorulmaz ve hedefine varıncaya kadar koşar da koşar.. nihayet "çatladım" der, durur ve kalır orada, meçhul asker gibi. Maddeten uçak ve füzeye binmek, hiçbir nebîye nasip olmamış ama ne gam; küheylanımız, burak misillü rüzgâr olup, Yaratıcısının ismini, sırtında taşıdığı Nebî, Sahabî, sultan ve komutan ve erlerle denizler ötesi dünyalara ulaştırmıştır. Halid'i (ra), Sa'd'ı (ra), Eyyub (ra)'u, Tarık'ı (ra), Ukbe'yi (ra) ve nice nice Mehmed'leri (ra) sırtına almış, zemin ve zamana nal vurup, tarih yüklü asümana şeref çakmıştır... Süvarisinde o ruh, küheylanında da o ruh bulunup, iki yüce nev'in temsil ettikleri manâda kontak hasıl olunca denizler kara, ülkeler de köy ve kasaba oluvermiştir.

At, ruhuyla beraber gitti.. şimdi, sirklerde ve hipodromlarda o. Ya süvarisi? kim bilir, hangi semerler altında! Tekevvünde olanlar var gerçi; zaten bütün ümidimiz de onlar.

Devam edersek, kinde deveyi, inatta keçiyi, kıskanmamakta eti haram kılınan hayvanı, ithal kalıplı kalp bir kâlb ve içiyle dışıyla garplılaşmış kafalar için yarasaları düşünün!. Veya megafon tipe bakıp, yabancı ağızlardan çıkacak her soluğa kulak veren mukallitliğiyle maymunu hatırlayın! Evet, insan ruhunda dalgalanan, kalb ve kafa dünyasında boğuşan, oynaşıp duran binlerce âlî ve denî duygu ve düşüncelerle, aynı tür his ve karakterlerin yanında, bunları temsil eden et-kemik giymiş iyi ve kötü ruhların ortaya koyduğu ahlâkî davranışlar, daima birbiriyle çarpışan iki ana kuvveti karşımıza çıkarmaktadır: İyilik ve kötülük. Ve, daima besleyen, süsleyen, teşvik eden ve temsil ettikleri manâları insanda aksettiren iki kutup: Melek ve şeytan.

İnsan, kâinatın küçük bir fihristidir. Biri ağaç, diğeri çekirdek; birinde olan, diğerinde de var. Kalb, Arş-ı A'zam; beyin, Kürsü; hafıza, Levh-i Mahfuz; sevme-nefret, dâfia-câzibe; öfkelenme, fırtınalar ve dalgalar; neşe ve sevinç, Güneş ve bahar; iç canlanma ve yıkımlar, Kuasar ve kara delikleri, atom ve güneş sistemi; kan damarları, nehir ve ırmaklar.... Öyle de, ilhamlar, ulvî duygular ve iyiliklerle melekler; vesveseler, çirkin hisler ve kötülüklerle şeytan! Yani bunlar, insandaki bu duygu, düşünce ve vesveseleri temsil etmektedirler. Umuma mal olmuş bir teşbih vardır: Melek gibi insan, şeytan gibi adam...


İlgili Yazılar:

 
< Önceki   Sonraki >