|
Dini anlattığımız bir yerde itirazlar ve karşı fikirler varsa, orada konuşmayı kesme mecburiyetindeyiz. Devam ettiğimiz takdirde, hem biz günaha gireriz, hem de karşımızdakinin iman durumunu tehlikeye atmış oluruz. Maksat, hiç bir zaman onun sesini kesmek, mat etmek ve fikir üstünlüğü sağlamak değil, maksat Rabbimizin sevdirilmesidir.
Bazen münakaşa yapmak, muhatabımızı inadında ısrar etmeğe, hattâ küfür adına bilgisini artırmak için araştırmaya sevkedebilir. İlzam etme, susturma düşüncesi ve fikrî münakaşalar onu inada sevkedecekse, bu tür münakaşalardan mutlaka kaçınılmalıdır. Evet, böyle durumlarda muhatabımız bizi dinlemeyeceği gibi, o da galebe çalmak için hazırlıklı gelecek, bizi dinlemek yerine, kendi soru ve cevaplarını düşünmeyi tercih edecek ve neticede hınç ve öfke dolu olarak yanımızdan ayrılacaktır. İrşad ve tebliğ adına hususiyle de günümüzde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de, vazifemize gölge düşürecek, bize karşı antipati uyaracak ve belirli kimseleri memnun ederken, çoğunluğu küstürebilecek siyasî fikirlerden kaçınılması zaruretidir, hele yığınlar iman adına fakr u zaruret içinde iseler.. Oysa neslimiz, bugün bırakın idari ve siyasî meseleleri anlayıp kavramayı, Allah'a, Rasûlü'ne ve Kur'ân'a ait temel imanî meseleleri bile idraktan uzak bulunmaktadır. Şimdi soruyorum size: Herhangi bir siyasî kanaati olan birisine, dinî meselelerin siyasî havada kabul ettirilebildiği hiç görülmüş müdür? Hayır! Aksine münakaşa, tartışma ve susturma adına sadece gayz ve nefretlerin kabardığı müşahede olunmuştur. Kaldı ki siz, Allah ve Rasûlü'ne ait elmas gibi hakikatları dile getirirken, muhatabınız onlara cam parçaları nazarıyla bakacak, melek gibi insanları başka nazarla mütalâa edecek, "o benim düşüncemde değil, öyleyse yaramaz" diye kestirip atacak ve "Dini siyasete alet ediyor" suçlamasıyla çekip gidecektir. Siz Din'in %3-5'lik mes'selesini anlatayım derken, bu defa siyasî kanaatinizle, % 98 nispetindeki iman ve ibâdete ait temel meselelerin berhava edilmesine sebebiyet vermiş olacaksınız. Bu düşünce, siyasî kanaatleri tenkit etmek değildir. Mü'minlerin de belli bir siyasî kanaati olabilir. Bizim tenkit ettiğimiz husus, bizzat siyaset bulaştırılmış irşad metodudur. Şu da var ki, siyasî kanaat seçim zamanı bir haftalık geçici bir vâkıa olarak kalmalı; zamanımızın bütünü, iman ve ibâdete ait hakikatları nesillere intikal ettirmekle geçmelidir. Ağzımızdan çıkan her cümle üzerinde düşünmemiz gerekir. Her mü'min, azamî tasarruf prensibi içinde kendi kabiliyet ve imkânlarını en nihâi noktada kullanabildiği kadar kullanmalı; hayatı boyunca eline geçen fırsatları en ideal şekilde değerlendirmeye bakmalı; vatanına, milletine, millî kültürüne, tarihine ve yetişen nesillere sahip çıkan insanlarla beraber, küheylan gibi coşup, ölüme kadar nefes nefese koşmalıdır. Kendisi Ahiret'e intikal ettikten sonra da, burada yaptıkları, kapanmayan amel defterlerinde buğulanıp duracaktır. -Sadaka-yı câriye ile alâkalı hadîsleri hatırlayın.
İlgili Yazılar:
|